Monday, May 22, 2006

Yona Friedman




Kentsel Mekanda Bireysel Özgürlüğün Arayışında Bir Ütopyacı: Yona Friedman

Pelin Tan
(Yapı Dergisi, Mayıs, 2003)
Toplumu oluşturan her bir bireyin kendi mekanını ya da yerleşim alanını tasarlama ve oluşturma özgürlüğü ne ölçüde esnekleşebilir? Kentler, baskın ideoloji, tarihi katmanlar, mikro-politik stratejiler, geniş ölçekli ulus-ötesi şirketlerin etkisi ile biçimlenir. Bu çerçeveden kente baktığımızda; mimar ve kent plancılarının kentin ya da yapının tasarlanma sürecinde kamu ile ilişkisi bulanık ve zayıf gözükmektedir. Oysa tasarlanmış ve fiziksel olarak gerçekleştirilmiş bir mekan ya da yerleşim alanı sonsuza doğru çoğalan sayısız insan ilişkilerinin ve bireye ait günlük yaşam pratiklerinin etkisi ile yapılanmaya, biçimlenmeye devam etmektedir. Her ne kadar kentlerin, plancılar ve mimarlar tarafından oluşturulduğunu biliyor olsak da; gerçekte kenti ileriye dönük olarak biçimlendiren dinamikler: yaşayanların davranışları, deneyimleri ve birbirleri ile ilişkileri sonucu yansıyan etkilerdir. Mimar Yona Friedman, ütopik ve hümanist bir yaklaşımla kentlerin oluşumunda ve/ya da oluşturulmasında yaşayanlara ait sivil insiyatifin gerekliliği ve esnek kentsel/mimari yapıların oluşturulmasının gerekliliğini 1950’lerden bu yana savunmaktadır.

Fransa’da yaşayan 1923 doğumlu Macar asıllı mimar Yona Friedman, İstanbul’a ilk kez 1970’lerde İstanbul Teknik Üniversitesi-Mimarlık Fakültesinde bir konuşma yapmak üzere gelmiş. 2003 yılında İ.T.Ü. Mimarlık Fakültesi ve Proje4L Güncel Sanat Müzesi’nin daveti üzerine tekrar İstanbul’a gelen Friedman, 14 Mart’ta İ.T.Ü-Maçka Kampüsünde bir konferans verdi. Friedman özellikle genç kuşak mimar, sanatçı ve şehir plancıları ile son yıllarda gerçekleştirdiği projelerini ve düşüncelerini paylaştı. Friedman’ın sosyoloji, matematik, ekonomi, felsefe ve sanat felsefesi gibi alanlara olan ilgisi, kente ve mimariye dair epistemolojik anlamda trans-disipliner bir açıdan bakışının temelini oluşturur. Tüm bu disiplinlerin kavram ve tanımları çerçevesinde yerleşim alanlarının oluşturulması ile toplum arasındaki ilişki üzerinde çalışan Friedman, çalışmalarının temelinde yalın/basit bir anlatımı korumaya çalıştığını belirtir.

1958’de “L’Architecture Mobile” adlı manifestosunu yayınlayan mimar; bu manifestosunda yapıların/binaların esnekliğini değil; “kullanıcıların yapıları kullanmasındaki esnekliği” öne sürer. “Bir binanın/yapının, herhangi bir kullanıcı ya da kullanıcı grubunun her türlü kullanımına göre esnekleşebilmesi mümkündür ve bu gerçekleştirilebilir” diye belirten Friedman, bu anlamda yerleşim alanlarındaki yaşayanların belirleyici rolünün altını çizmektedir. Bu manifestosunu takiben “Mekansal Kent” (Spatial City) adını verdiği kent çizimleri ve planları ile esnek mimariyi görsel olarak ortaya koymaya ve uygulanabilirliğini göstermeye çalışır. Bu planlarda, kentin üstünde yükselen ve boşlukları kaplayan üç boyutlu yapılar önerir. Bu kent planı kent sakinlerinin kendi insiyatifleri ile, hatta aktif olarak kendilerinin inşaa edebilecekleri yerleşim alanlarını oluşturur. Böylece Friedman, “Hareket halindeki Mimari” (Mobile Architecture) ile öne sürdüğü tezlerinin uygulanabileceği kesin kent modelleri oluşturdu. Bu modeller her ne kadar ütopyacı bir tonda algılansa da, Friedman ütopik kent modellerinin gerçekleştirilebileceğini kanıtlayan çalışmalar yapmayı başardı. 1980’lerde UNESCO için üçüncü dünya ülkelerinde barınma sorunlarına çözüm getirmeye çalışan Friedman, Madras/ Hindistan’da “Basit Teknoloji Müzesi” (Museum of Simple Technologies)’nin yapım sürecinde ilk defa el klavuzları hazırlayarak bölge sakinlerinin bu yapıyı kendi istekleri doğrultusunda inşaa etmelerini sağladı. Friedman bu yapının planını, müze inşaa edildikten sonra çizdiğini belirtir. “İletişim” kavramını tüm tez ve düşüncelerinin temeline oturtan Friedman; dil ve bilginin iletişim yolu ile üretimi ve tüm bu kavramların kent ve mimarlık düzeyindeki açılımları ile ilgilenmiştir. 1982’de, Paris’te “Kendine Dayanan/Yeten Bilimsel Bilgi İçin İletişim Merkezi”ni (Communication Centre of Scientific Knowledge for Self-Reliance) kuran Friedman; bu merkezde sosyologlar, bilim adamları ile çalışmış ve kentte yaşayan sıradan insanların bir yapı inşaa edebilmesi için el klavuzları hazırlamıştır. Bu merkezin temel amacı, yerleşim alanlarındaki yaşayanların temel ihtiyaçlarını karşılamaktı.

Friedman’ın manifestosu ile 1960’lardaki Sitüasyonistlerin kent ve mimarlık için öne sürdükleri düşünceler ile paralellik göstermiştir. GEAM (Groupe d’Etudes d’Architecture Mobile), Hareket Halinde Mimarlık Çalışma Grubu’nu kurarak, Sitüasyonist akımın önde gelen mimarlarından Constant Nieuwenhuis ile beraber çalışarak, “Mekansal Kent” modelinin ayrıntılarını geliştirir. Genel olarak bazı oteller, geçici ancak gerekli serbest servis modelleri üzerinde duran Constant ile karşılaştırıldığında, Friedman, “Mekansal Kent” modelinin sadece var olan kente uygulanabilirliği değil yanı zamanda endüstri, ticaret ve evler ölçeğinde uygulanabilirliği üzerinde de çalıştı (Sadler, 1998: s.134).

Yona Friedman “Theory and Images” adını verdiği konferansında; uzun yıllardır yürüttüğü çalışmalarından süzülen ve kendi deyimi ile yalın/basit tezlerini birey ile yerleşim alanının inşaası arasındaki ilişki üzerine odakladı. Küresel kentlerin son yıllarda öne çıkması ile kozmopolitik ve çok kültürlü durumlar ile birlikte ortaya çıkan sorunlar üzerine çalışan Friedman; “serbest, rastgele modeller” adı altında, bireylerin insiyatifi ile yarı-bilinçli oluşturulmuş yerleşim modellerini araştırmaktadır. Bireyler arası iletişimin önemini sürekli olarak vurgulayan Leibniz’e ait “boş mekanlar aslında yoktur” (empty space doesn’t exists) tezinin günümüzde hala geçerli olduğunu belirten Friedman, bu teze bir de “boş zaman aslında yoktur” (empty time is not existing) tezini de ekleyerek “şeyler arasındaki” ilişkisel yapının zaman düzleminde de önemini vurgular. Bireyler arasındaki ilişkiler sonucundaki deneyimlerin, mekan kavramını oluşturduğunu ve mekanın bu nedenle her an, sonsuza doğru inşaasının sürdüğünü ve de bunun bir süreç olduğunu belirtir. Friedman bu konferansta, 1970’lerdeki ziyareti sırasında edindiği İstanbul imgeleri ile şu anki göç, çok kültürlülük, doğu-batı değerleri arasında sıkışmış kentin görünümünü karşılaştırdı. Beşiktaş, Ihlamur’ki Cumartesi pazarında yer alan apartmanlar arasındaki sıkışmış gecekondu evleri, Kapalı Çarşı, Galata ve çevresindeki akılcı olmayan, rastgele oluşumları inceledi.

Kent ve güncel sanat ilişkisinin yoğunluk kazandığı son yıllarda, “tarih” olarak adlandırılan Friedman’ın tezleri, büyük ölçekli sanat etkinliklerinde hala güncelliğini korumakta. Kent ve yaşayanlar üzerine çizdiği model ve resimlerini plastik anlamda birçok sergide gerçekleştiren Friedman; geçen yaz Kassel’de düzenlenen Documenta 11’de modellerini ve çizimlerini sergiledi. Friedman “Ville Spatiale” adlı enstalasyonu ile Yokohama Trienali (2001) ve Shangay Bienaline (2002) katıldı. Haziran ayında açılacak olan 50.Uluslararası Venedik Sanat Bienaline, küratör Carlos Basualdo’nun yönettiği “Structures of Survival” adlı sergiye bir proje öneren Friedman; çöp ve artık maddeleri kullanarak mimari yapılar inşaa edecek. Sanatçı, mimar, küratör, sosyologlara ilham veren Mimar Yona Firedman, kent ve mimarlık ile ilgili ütopyacı manifestosu ve düşünceleriyle bireyin kendi yaşam/yerleşim alanını oluşturma özgürlüğünü savunmaya devam etmektedir.

Kaynakça:
Friedman, Y.; “L'architecture mobile : vers une cite conçue par ses habitants”, Casterman, 1970
Friedman, Y.; “Toward a scientific architecture”, MIT Press,Cambridge, 1975
Lebesque, S. (ed.); “Yona Friedman: Structures Serving Unpredictable”, NAİ Publishes, 1999
Sadler,S.; “The Situationist City”, MIT Press, Cambridge, 1998

--------------------------------------------------------
"Theory and Images"- Cityscapes
Yona Friedman ITU Maçka Fakültesinde bir konferans vermişti.
İTÜ de düzenlenen konferans; o zamanlar Proje4L'nin yöneticisi olan Vasıf Kortun ile ikimizin Paris'te yaşayan Yona'yı telefon ile aramamız ve onu İstanbul'a davet etmemiz üzerine gerçekleşti. 1970'lerde İTÜ Mimarlık Fakültesinde bir konuşma yapmış olan Friedman 14 Mart 2003 tarihinde I.T.U. Mimarlık Fakültesi ve Proje4L İstanbul Güncel Sanat Müzesinin (Çağa Ailesinin konferans desteği ile) destekleri ile Istanbul'daki ikinci konuşmasını gerçekleştirdi.
Konferans sonrası Istanbul'da iki gün daha kalan Yona; Situ geleneğini elden bırakmayarak tüm Istanbul'da beni yürüttürmüştü; hiç taşıt kullanmamıştı. 80 küsür yaşlarında ve bir kulağı duymuyordu.
----------

Yona Friedman (1923) Fransız-Macar asilli mimar. Yona Friedman, özellikle yoğun bir biçimde barınma probleminin yaşandığı ve kentlerin yeniden yapılandırılmasının temel konu olduğu ikinci Dünya Savaşından hemen kısa bir süre sonra düşüncelerini ve manifestosunu geliştirdi. Friedman, geniş ölçekler ve hazır yapıt çözümlemeleri öneren esnek yapı sistemleri üzerinde çalışmalar yaptı.
Yona Friedman 1960 larin başında "L Architecture Mobile" adli manifestosu ve La Ville Spatiale deki ayrıntılar ile ünlendi. Sütunlar ile desteklenen çok büyük yapılar önerdi; bu yapılarda yasayanların kendileri tarafından yaşam alanlarını inşa edebileceklerdi. Friedman daha sonra insanların yasama alanları hakkında kendilerinin karar verebilecekleri basit kılavuzlar üretti. Friedman in islerindeki temel konular esneklik ve bireysel özgürlük.
Yona Friedman; "Kentsel Estetik" ve kozmopolit kentlerdeki mimari ve kent yapısı üzerine uluslararası konferanslarda konuşmalar yapmakta, seminerler vermektedir; "L'architecture mobile : vers une cite conçue par ses habitants", "Toward a scientific architecture", "Structures serving the unpredictable" adli kitapların yazarıdır. 2002 yılında Kassel'deki (Almanya) Documenta 11 sergisine katılan Friedman; bu sene yapılacak olan 50.Venedik Sanat Bienaline katılıyor.
ILgili haber: http://www.arkitera.com/v1/haberler/2003/03/15/yonafriedman.htm


fotograf, Tan, 2004, AEDES - Berlin

0 comments: