Beyrut
Her şey çok temiz, hijyen ve yeni gözüküyor. Beyrut’un şehir merkezinde savaşın izleri yani binalardaki kurşun izlerini aramak için çaba lazım. Beyrutlu arkadaşım AUB Mimarlık Fakültesi’nin masum güzel bahçesinde kulağıma eğiliyor: “her şeyin iyi gitmeye başlaması kötüye işaret”. Geceyarısı uçaktan indiğimde bir süredir burada yazar olarak ikame eden eski öğrencim, arkadaşım İranlı Amerikalı Ashkan’ın gönderdiği taksiye biniyorum…doğrudan St.George’daki partiye yani savaşta bombalanmış 1960’larda ün yapmış kıyıdaki bir otelin açık terasına gidiyorum. Son 10 senedir iki senede bir yapılan "Homeworks" adlı güncel sanat etkinliğinin tam ortasına düşmüşüm. Dubai’den NewYork’dan gelen güncel sanat camiamın eğlenen sanatçı ve kuratörler arkadaşlarımı görüyorum. Istanbul’dan sonra Beyrut, Dubai ve diğer Ortadoğu kentleri ile birlikte güncel sanat ortamında parlayan yıldız. Son yıllarda Ortadoğu’ya kayan sanat kapitali ve fonlar; sanatçı ve kuratörler için yeni mecralar yaratıyor fakat aynı zamanda batı-dışı bir temsiliyet baskısı da.
Kente geri dönersek… İstiklal Caddesine dönüşmüş Hamra Caddesi, İstinye Park/Akaretler karışımı steril, pahalı markalar ile donanmış bir elbise giymiş Star’s Meydanı (Star’s Square) ve Tünel/Galata vari restoran/cafeler/barlara ev sahipliği yapan Gemmayze semti…bana çok yabancı olmayan bir kentsel dönüşüme, tüketime ve yaşam anlayışına işaret ediyor. Ortadoğu’da kent merkezlerinde yeniden planlama, imar, inşayı sağlayan ve Hariri yönetimi ile ortak hareket eden Solidere şirketi, Beyrut merkezindeki ilgili tüm konut ve bina projelerinden sorumlu. 1994 yılında kurulan şirket aynı zamanda özel mülkiyet ve önceki kiracı haklarını dönüştürme yetkisini de ele aldı. Suikast sonucu öldürülen Rafiq Hariri’nin içinde bulunduğu işadamı ve politikacıların desteği ile kurulan Solidere şirketi şehirde “Harirism” olarak anılan, savaş sonrası kent merkezinin özelleştirilmesini, dönüşümünü ve mülkiyet transferini sağladı. Bombalanmış boş ünlü Holiday Inn otelinin etrafı, denize bakan lüks, gökdelenvari özel konutların inşaatı ve huzurlu, mutlu bir yaşam sunan reklamlar ile çevrelenmiş. Travma, şiddet ve sosyal ayrımcılık ise kurşun deliklerinin arkalarında saklanmışlar. Beyrut’da kalışım ve kentteki yürüyüşlerim sırasında ekonomik anlamda merak ettiğim, anlayamadığım konu şuydu: nasıl olurda bu kadar riskli, her an bombalanabilecek bir kente bu kadar inşaat ve konut yatırımı yapılıyor? Sonradan öğrendiğime göre, sorunun yanıtı, yenilenen ve pahalı yatırımlar yapılan kent merkezinin bombalanmaması için Hizbullah veya Israil ile anlaşma yapılmış...
Yenilenen kent merkezi tüketicisi Ortadoğu’dan özellikle Suudi Arabistan’dan gelen zengin kesim. Suudi kralı yılda iki ay zamanını Beyrut’da geçiriyor ve yatırımlarda maddi desteği var. Kollarında Gucci çantalı zengin, genç, çocuklu kadınların peşlerinde Filipinli bebek bakıcılarını veya Dolce&Gabbana’nın önünde Bangaldeşli temizlik işçilerini ya da inşa halindeki bina ve dükkanlarda Suriyeli inşaat işçilerini görebilirsiniz. Jalal toufic, bir emlakçıya Beyrut’da harabe halinde bina arattıran bir vampirden yola çıkarak kaleme aldığı yarı felsefi metni “Ruins”'de, Beyrut'un artık mekana-özgü (site-specific) tanımlanamıyacağını söyler. Vampirlere uygun labirentimsi bir zaman-mekan bağlamı vardır Beyrut'un.
Kentin ana merkezinden ayrılıp Ghoberi gibi görece fakir ve muhafazakar olan ve Hizbullah’ın intihar militanlarının posterleri ile süslü caddeleri olan Beyrut’un güney semtlerine doğru yürüdüğümde ise bambaşka bir kentle karşılaştım. Afişler, bombalanmış binalardaki izler, sokak satıcıları ve trafiğin oluşturduğu görsel tablo, "Downtown" denilen kent merkezine göre tamamen farklı bir gündelik yaşama işaret ediyor. Savaşlar sırasında Müslümanlar ve Hıristiyanları ikiye ayıran ve yeşil hat olarak işlev gören Damascus caddesi artık işlevsel, ticari caddelerinden biri. Kent içindeki ulaşım yolları köprüler altında birleşiyor, toplu taşıma diye bir şey varsa Beyrut’da bu köprü altlarından edinebiliyorsunuz. Arkadaşım sanatçı Tony Chakar, köprü altlarını, en dinamik kent yaşamının olduğu yerler olarak tanımlıyor. Bir sabah Beka Vadisine doğru gitmek için çıktığımda, Filistin mülteci kampları üzerine geniş bir araştırma yapan ve Arap Image Foundation için çalışan Yasmine Eid-Sabbagh beni dolmuşları bulabileceğim Cola’ya atıyor. Sözde bir otogar olması beklenen Cola, eski Cola fabrikasının orada yine bir köprünün yanında, kentin güneyinde bir toplu taşıma merkezi.
2006’da Torino'da Slowfood/Terra Madre toplantısında açılış konuşması yapan Kamal Mouzawak, kent pazarlarının Beyrut savaşları sırasında ortak kamusal alanlar olduğunu ve savaş süresince insanları kısa da olsa birleştiren önemli bir rol üstlendiğine dikkat çekmişti. Kamal Mouzawak’a ulaşmaya çalıştığım sürede, Hamra’da her cumartesi açılan doğrudan üreticilerin bulunduğu ve organik sebze/meyvenin satıldığı Souk El Tayep pazarını buldum; fakat bunun dışında herhangi başka bir halk pazarına ulaşamadım.
Beyrut’dan bakıp gerçekleşmiş 3641 araba bombalamalarını hatırlamamak mümkün değil. Mike Davis , son kitabı "Buda's Wagon"da, 1920'de Wall Street’teki ilk araba bombasının hikâyesiyle başlayarak, kentsel bir çevrede kullanıldıklarında etkiler yarattığını açıklıyor. “…araba bombaları birden bire, tüm kent sakinlerine dehşet saçmanın yanı sıra kentin hassas kavşak noktalarını ve merkezlerini etkisiz hale getirme güçleriyle, bazı koşullarda hava kuvvetleriyle kıyaslanabilen yarı stratejik bir silah haline geldi.” Harabelerin, araba bombalarının ve binaların görsel belgelerine odaklanan Atlas Group iç savaş sırasında (1975-1991) Beyrut görüntülerini, gazete kupürlerini ve arşiv belgelerini kullanıyor. "The Thin Neck File"’da Atlas Group'un yaratıcısı, Beyrut'lu sanatçı Walid Raad, hem kentli hem de fotoğrafçı olarak kentlerdeki araba bombaları olgusuna odaklanır. Raad, özel mülk ve kamusal alan ayrımını zedeleyen araba bombalarının kullanımıyla birlikte somut politik bir ağ olan kentin etkin bir biçimde dağıldığına da dikkat çeker — potansiyel olarak silaha dönüşebilecek olan taşıtlar edinmek çok basit bir olgudur bu da komşuların birbirlerinden şüphe duymasına neden olur. “Her komşu, araba alıp almadığı konusunda inceleme altında tutuluyor, suç olmadığında bile. Özel olandan kamusal olana geçiş gerçekleşti bile.”. Kafalardaki kurşun deliklerini dolduramayan birçok Beyrut’lu sanatçı; travmanın neden olduğu bir yabancılaşmayla işbirliği yapmayı red ederek ve iç savaş, kent üzerine yeni görseller üretmeye çalışıyor. Diğer yandan, merkezindeki kentsel dönüşümle Beyrut, felaket ve travma süslü yeni yaşamlar vaad eden bina cepheleri ile yeniden tanımlanıyor.
Yaşça benden büyük, kamusal sanat alanında tarihsel bir figür olan bir sanatçı arkadaşım kulağıma şöyle: “Binalardaki kurşun deliklerini silebilirsin fakat, kafalardaki kurşun deliklerini asla…”
Pelin Tan
express dergisi, sayı 111, 15 Mayıs-1 Haziran 2010, istanbul
0 comments:
Post a Comment